DR.DENİZ ŞİMŞEK

Modern tıp olarak nitelendirdiğimiz konvansiyonel tıbbın tüm uzmanlık alanlarında olduğu gibi psikiyatrik hastalıklarda da tanı koyma ve tedavi süreciyle ilgili olarak ciddi anlamda eksiklikleri olduğunu görmekteyiz. Hastalığa ve ortaya çıkaran faktörlere değil, belirtilere odaklanmak, ağırlıklı olarak hastaları hızlı bir değerlendirme sonrası farklı gruptan birçok sentetik ilaçla tedavi çabası sorunları çözmediği gibi kronik dönemde başka birçok sağlık problemine yol açmaktadır.

Psikiyatrik açıdan bunu basit birkaç örnekle açıklarsak halsizilik, enerjisizlik, dikkatsizlik yakınmaları olan bir depresyon hastasının d vitamin düzeyine bakılmadan verilecek antidepresan grubu bir ilacın ne kadar doğru bir yaklaşım olacağı şüphe götürür bir gerçektir. Düşük d vitamini düzeyi (niasin, demir ile birlikte) özellikle dikkat ve enerji açısından son derece önemli bir enzim olan tirozin hidroksilazın etkin bir şekilde çalışmasını engelleyecektir. Bu enzimin yetersiz işlevi sonucu dopamin ve norepinefrin sentezi sekteye uğrayacaktır ya da dopamin beta hidroksilazın kofaktörü olan C vitamini yetersizliğinde dopamin norepinefrine yeterli miktarda dönüşemeyecektir. Bu biyokimyasal süreçlerdeki yetersizlikler ya da değişiklikler zihinimiz ve bedenimizde birçok farklı klinik durum olarak tezahür edecektir.

Barsak fonksiyon bozukluğu (ya da gis yakınmaları), psikiyatrik ve nörolojik (baş dönmesi, baş ağrısı vb) şikayetleri olan doktor doktor gezen, elindeki poşete her gün yeni bir ilaç eklenen ve sayısı giderek artan birçok hasta görüyoruz, bu hastaların yakınmalarına yönelik tedavilerin ne kadar etkili olduğu ortada. Beynin barsaklar üzerine olan etkileri hakkında birçok iddiamız var peki ya barsakların beynimiz üzerine etkileri !

Vitamin mineral eksiklikleri, barsak fonksiyon bozuklukları (disbiyozis), ağır metal-toksin maruziyeti, metilasyon (epigenetik mekanizmalar) (http://www.metilasyon.com/tr) sistemindeki bozukluklar ve psikiyatrik hastalıklar ilişkisini zaman içinde ayrıntlandırmaya çalışacağız...