Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı çoğu anne baba ve çocuk için bir kabus gibi. Bu kabus çocuk büyüdükçe hiperaktif alanda kısmen azalsa bile dikkat alanındaki sorunlar erişkin dönemde de devam etmekte. Hastalığın oluş nedenlerini basit anlamda irdeleyecek olursak:

Biyolojik (içsel) Faktörler: Yapısal, biyokimyasal, konjenital, genetik etmenler

Dış Faktörler: Aile, ev, okul koşulları

En çok gözden kaçanlar ! Beslenme ve beyin kimyası ilişkisi, toksik metal birikimi, hipoglisemi, kronik maya-mantar enfeksiyonu, santral sinir sistemi inflamasyonu

İlaç tedavileri, psikoterapi, özel eğitimler, tanı için gerekli kriterlerden (DSM) ya da ölçeklerden, eşlik edebileceği psikiyatrik bozukluklardan bahsetmeyeceğim;

Daha önce duymadıklarınıza ama etkinliği yüksek, hücresel düzeyde iyileşmenin önemi ve hastalığın görünmeyen yüzündeki faktörlere odaklanacağım.

MİNERAL VE VİTAMİN EKSİKLİKLERİ

Kalsiyum, magnezyum ve çinko en çok dikkat edilmesi gereken mineraller

Magnezyum eksikliği çabuk öfkelenme, kaygı, endişe süreciyle ilişkili, kalsiyum ve magnezyumun eksikliği aşırı haraketliliğin kontrolü, uyumu sürdürme, dikkati sürdürme konusunda çok önemli

Yüksek tuz içeriği olan cips, patates kızartması gibi fast food gıdalar magnezyum eksikliği konusunda önemli etkenler

Çinko; beslenme protokollerinin çoğu çinkodan fakir bir diyet öneriyor, çocukların çoğu çinko eksikliğiyle dünyaya geliyor, çinko “sakin kalma” konusunda çok önemli (nöroransmitter üretimi konusunda enzim kofaktörü), yeterli miktarda bulunmadığında beyin ve diğer organlarda bakır-kadmiyum birikimiyle sonuçlanıyor.

Demir eksikliği; özellikle serum demir eksikliğini dikkat süreçleriyle ilişkilendiren çalışmalar bulunmaktadır, bulunan ilginç sonuçlardan biri ritalin ve demir desteğinin sodyum/potasyum oranını artırması

Vitaminlerden özellikle B12(metiyonin sentaz), B9 (metilasyon), D vitamini (tirozin hidroksilaz) gibi vitaminler tahmin edebileceğimizden çok öte önem teşkil etmektedir (sadece dehb değil tüm sistemle ilişkili), son birkaç ayda polikliniğime başvuran 1000’e yakın hastanın tetkikinde neredeyse tamamına yakınında d vitamin eksikliği, çok büyük kısmında b12 eksikliği olduğunu gördüm.

Hastanın yapılan tetkikleri değerlendirilerek duruma göre eklenen kolin, inozitol, gaba, taurin desteklerinin çok etkili olabileceği bilinmelidir.

TOKSİK METALLER

Kurşun DEHB ile ilişkilendirlen en önemli toksik metaldir, kurşun miktarının hiçbir düzeyi güvenli değildir bunula birlikte civa, kadmiyum, arsenik, alüminyum, bakır toksisitesi de suçlanan faktörlerden. İçtiğimiz musluk suları, temizlik ürünleri, kozmetik ürünler, tiyomersal-civa içeren aşılar, amalgam diş dolguları, duvar boyaları; toksin depomuzu dolduran, hatta kuşaklar boyu aktarılan ciddi defektlere yol açmaktadır.

 

BESLENME ÖZELLİKLERİ

Şeker (kalsiyum magnezyum seviyelerinin düşmesi) unlu gıda, işlenmiş gıda (msg, tartarazin içeren gıdalar) ağırlıklı beslenmek birçok yönüyle DEHB ye zemin hazırlamaktadır. Şeker ve glisemik indeksi (insülin salınım etkisi) yüksek gıda tüketimi çocuklarda hızlı insülin salınımı ve kan şekerinin düşmesi, tekrar şekerli gıda tüketim isteği şeklinde bir kısır döngü yaratır, bu sürece genelde duygusal-fiziksel (öfke, yorgunluk…) dalgalanmalar eşlik eder.

Daha önce sayfamızda bahsettiğimiz geçirgen barsak sendromuna paralel ya da izole şekilde gıda intoleransı durumu çocuklarımızda dikkat edilmelidir, en çok gıda toleransları ekmek içeriğindeki glüten, sütteki kazein ve lektin içeren (prinç, bulgur, kurubaklagil) proteinlere karşı gelişmektedir. Takibimde olan bazı hiperaktif hastalarımın başlangıçta birçok gıdaya intoleransı varken iyi bir beslenme protokolü (gaps, tdd gibi) sonrası barsakların kendini onarmasıyla bu toleransları belirgin azalmaktadır. Bu anlamde DEHB ye mide barsak sorunları, allerjiler, egzema, astım, alerjik rinit eşlik ediyorsa gıda intolerans testi olmazsa olmaz tetkiklerdendir.

Kronik candida enfeksiyonu ayrı bir sorundur (süreğen-şiddetli barsak sorunlarında sfs flora testi), candida özellikle şekerle beslenen, şekeri pruvik asite, asetaldehite çeviren bir mantar türü ve şekere duyulan açlığın önemli nedenlerinden. Asetaldehit alkol öncüsü bir maddedir, yani şeker aldıkça alkole maruz kalırsınız, böyle bir durumda: dikkat sorunları, beyin sisi, halsizlik kaçınılmazdır.

Beslenmenin en önemli öğelerinden biri kaliteli yağ asitleridir, genç deniz balıkları tüketmek mümkün değilse omega 3 desteği almak çok önemli

ÇEVRESEL DÜZENLEMELER VE ÖNERİLER

Evden toksik kimyasalların uzaklaştırılması, günlük yaklaşık yarım saat egzersiz, yoğun dış uyaranların azaltılması (tv, tablet, bilgisayar, parlak ışık kaynakları, gürültü), uyku ortamının karanlık ve sessiz olması (melatonin üretimi), çocuğa uygun bir beslenme protokolü

 

Burada belirtilen öneriler ve önlemler bütüncül tıbbın önemli öğeleridir tedavi belirtilerden ziyade sorunun kökenine yöneliktir, bu durumdan müzdarip birçok ailenin-hekimin faydalanması ve daha çok okuması araştırması dileğiyle, sağlıcakla kalın…